Son dönemlerde siyaseten level atlayamayan, vatandaşa millete seçmene bir şey sunamayan, siyaseten köşeye sıkışan, birilerine veya sahiplerine yalakalık yapmak isteyen ve özellikle siyasi rakiplerini ekarte etmek isteyen bir kesim tarafgirlik duygusu içinde fütursuzca insanlara saldırmaktadır. Bunda kavgaya kaosa düşmanlığa neden olmaktadır. Ahlaka ve vicdana mügayyir bir şekilde “Sen Hainsin!!” hatta “Sen Vatan Hainisin!!” deyip insanları itham etmeyi hatta lekelemeyi kendilerine hak saymaktadır.  Bu insanlar açısından işin kolayı elbette budur. Çünkü Karakter yok. Onur yok. Ahlak yok. Peki nedir bu insanların ellerinde balçık, dillerinde salya olan ihanet? Kimdir bu hainler…?

İhanet; hainlik etmek, arkadan vurmak, güveni boşa çıkarmak ve sadakatsizlik anlamına gelir. Ancak bu bizim inancımızda milli ve manevi değerlerimizde yeri olmayan bir olaydır. İhanet dış menşeilidir. İslami anlayışta ve ahlakta ihanet yoktur. Türk ahlak ve töresinde de ihanet yoktur. Çünkü bizim inancımız da töremiz de vefa üzeredir. Bizler ihanet denilen olayı kahpelik şerefsizlik alçaklık sayar cezayı keser arkamıza bakmayız. Bizim inancımızda bizim karakterimizde arsızla hırsızla soysuzla yol yürünmez. Bu da ihanet değildir.

Ortada çok vahim bir durum var. Siyasette yakışıksız kırıcı ve ayrıştırıcı bir lisan ortaya çıktı. Bunun yansıması olarak bu dil bir kesimde de zuhur etti maalesef. Birine diş geçiremeyenler, emri ya da tahakkümü altına alamayanlar emir eri yapamayanlar hemen işin kolayına kaçarak çal çamuru sıva balçığı nasıl temizlenirse temizlensin anlayışındalar.

Özellikle sosyal medyada sanki birileri eline bir turnusol kağıdı veya bir ölçüm cihazı almış kim bizden kim değil, kim deli kim veli veya kim hain kim değil testi ve sınıflandırması yapıyor. Bırakın bu işleri ya!!Size, gücünüze ve emirlerinize tabi olmayan insanları sisteminize gücünüze koltuğunuza ihanet etmiş sayabilirsiniz belki ama bu insanları davalarına milletine ve vatanına ihanet etmiş gibi niteleyemeye millete böyle empoze etme hakkınız da haddiniz de yoktur. Aksi halde siz de Allah’a ihanet etmiş olursunuz. Çünkü kalpleri bilen yalnız Allah’tır. Kaldı ki yanlışı eleştirmek doğruyu söylemek hatta yanlışlar nedeniyle partiden ayrılmak ihanet değildir. Biat etmemek de ihanet değildir.

Bizim gerçek vatan hainlerine karşı tavrımız bellidir ve nettir. Uludere olayı, Çözüm süreci ve FETÖ ile ilgili olarak yazdıklarımız arşivlerdedir. Ama sırf siyasi anlayışı siyasi bakışı ve davranışı farklı diye kimseye hain diyemeyiz. Kimse de diyemez. İnsanları böyle ayrıştırmaya ötekileştirmeye kimsenin hakkı yoktur. Yani bugün HDPKK’yı ve FETÖ’yü aleni destekleyen, hukuken aidiyeti ve iltisakı ortaya çıkarılmış kişiler dışında kusura bakmayın ama kimseye hain özellikle vatan haini diyemeyiz. Bu Ülkede Fetöcüler ve PKK’lılar dışında kahpe mi var? Satılmış hain mi var?

Çok kıymetli kardeşlerim; şunu hiçbir zaman unutmayalım ki siyaset din değildir inanç değildir vatan değildir namus değildir. Tarafgirlik duygusu içerisinde kardeşimizi, komşumuzu, dostumuzu, ahbabımızı hatta hiç tanımadığımız ama aynı topraklarda, aynı vatanda, aynı bayrak altında yaşadığımız insanları incitmeye kırmaya üzmeye ayrıştırmaya ötekileştirmeye hakkımız yok. Ayrıca siyasette ihanet olmaz. Oy verip vermemekle de hainlik olmaz. İhanet inançta olur vatanda olur bayrak da olur namusta olur. Birilerinin ikbali uğruna yapılan mücadelede ihanet olmaz. Buna olsa olsa yol ayrımı denir. Çünkü

 

insan siyasi olarak bugün burada olan yarın bir başka yerde olabilir. Bugün bu liderin gölgesinde olan yarın bir başka liderin emir eri olabilir.

 

Birkaç örnek vermek istiyorum.  Çok koyu AK Partili olarak bilinen Mehmet METİNER zamanında HADEP Genel Başkan Yardımcısıydı. Hatta Marksist-Leninist çizgideydi. Diğer yandan yaklaşık 8 yıl AK Partinin ikinci adamı olan Dengir Mir Mehmet FIRAT AK Partiden ayrıldıktan sonra HADEP Milletvekili oldu. HADEP Milletvekili olan Altan TAN bir dönem Refah Partisinin etkili isimlerindendi. Ayrıca “Çözüm Sürecinde” aktif rol alan “Akil İnsanlar Heyetinde” şimdiki HDP Eş Genel Başkanı Mihtat SANCAR, Ermeni Diasporasının uzantıları Baskın ORAN, Etyen MAHÇUPYAN, Lami ÖZGEN, FETÖ destekçisi Can PAKER, Fehmi KORU, Kürtçü Muhsin KIZILKAYA, Yılmaz ERDOĞAN ve Komünist Oral ÇALIŞLAR yok muydu? Bu insanların görevi  “sözde” birlik beraberlik ve barış tesis etmek değil  miydi? “Çözüm Sürecinde” Bebek Katilinin mektupları meydanlarda okunmadı mı? Demek ki neymiş, siyasette ihanet yokmuş sadece değişen dengeler varmış!!

Zamanında ERBAKAN’lı MSP ECEVİT’li CHP ile Koalisyon yapmadı mı? Bu “Koalisyon Hükümeti” Kıbrıs Zaferini gerçekleştirmedi mi? O halde Erbakan Hocamız da mi davasına ihanet etti?

Yani birbirine taban tabana zıt olan partiler dahi yeri geldiğinde aynı çizgide çok rahatlıkla buluşabiliyorken biz vatandaşlar veya seçmenler veya partililer neden aramıza aşılmaz duvarlar örüyoruz. Unutmayın su gider kum kalır. Öldüğünüzde hastalandığınızda yanınızda ilah gibi taptığınız uğruna arkadaşınızı dostunuzu hatta ailenizi arka planda bıraktığınız liderler, siyasiler değil belki hakaret ettiğiniz belki hain değiniz belki sırf başka partili diye yüzüne bakmadığınız dostunuz kardeşiniz veya komşunuz yanınızda olacaktır. Unutmayın ki; aşağıda mücadele verenler yukarıda siyaset yapanların asla umurunda değildir.

Çünkü siyasette süt veren ama ses vermeyen koyunlar daha yeğdir. Ama eğer sen beyaz koyunlar içinde ses çıkaran itiraz eden doğruyu ifade eden gördüğünü söyleyen kara koyunsan ya sürüden çıkarılırsın ya kurban edilirsin. Dolayısıyla siyasetle insani ilişkilerinizi birbirinizden ayırın. Çünkü tüm Dünyada siyaset sistemini kuranlar insanların en zayıf yönünü yani nefsini kullanabileceklerini çok iyi biliyorlar. Nefis gözleri kör eder. Görüneni ya da görülmesi gerekeni göstermez. Dostunu sana hain, hain olanı başka gösterir.

Velhasıl değerli kardeşlerim mesele şu parti veya bu parti değildir. Partilerin hepsi siyaset bataklığına saplanmış çıkarla, menfaatle, vefasızlıkla, ayrışmayla, ayrıştırmayla ve ötekileştirmeyle kendilerine taraftar toplamaya çalışan organizasyonlardır o kadar ve acı olan hiçbirinin bu siyaset tarzı ve anlayışı ile ülke sorunlarını asla çözemeyeceğidir.

Partiler araçtır. Amaç Hak davasıdır, Allah davasıdır. Doğruluktur. Adalettir. Hizmettir. Bu da partiyle siyasetle değil insanla başlar, olgunlaşır ve nihayetlenir. Gerisi laf-ı güzaftır.

Allah’a emanet olun..Dostlukla kalın..Vefa ile kalın.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir